İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protestolar devam ederken, CHP lideri Özel gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
DW Türkçe'ye konuşan Özel'e yöneltilen sorular ve cevaplar şöyle:
"Yorgun musunuz?
"DÜNYA SİYASİ TARİHİNİN EN ZOR KAMPANYALARINDAN BİRİ"
Bir fiziki yorgunluk olması kaçınılmaz, çünkü günde 3-4 saat uyku uyunduğu, aynı gün, her gün aynı saatte aynı meydanda milyonlara uzun konuşmaların yapıldığı, gün içinde siyasi partilerin sivil toplum örgütlerinin, sendikaların, günde, bazı gün kırktan fazla heyetin kabul edildiği bir bir hafta geçirdik. 10 binlerce kişiyle yüzyüze görüştük. Milyonlarca kişiye her gece hitap ettik. O açıdan bir fiziki yorgunluk var. Ama meseleye olan inancımızdan dolayı kendimi son derece zinde, son derece motive hissediyorum. Arkadaşlarım, belediye başkanlarım, Cumhurbaşkanı adayım cezaevindeyken öyle bir yılgınlığa kapılmak mümkün değil. Daha yeni başlıyoruz. Yarın büyük bir başlangıç yapacağız. Maltepe'de ve bundan sonra, belki de dünya siyasi tarihinin en uzun ve en zor kampanyalarından birini yürüteceğiz.
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın size bir mezar göndermesi oldu. Bugün de MHP lideri Devlet Bahçeli'nin bir açıklaması var, "zıvanadan çıktı" diyor sizin için. Kendinizi risk altında hissediyor musunuz? Endişeli misiniz?
"KENDİ ADIMA KORKMUYORUM"
Normal şartlar altında bir risk değerlendirmesi yapıldığında evrensel standartlarda herhalde en üst risk grubundayız. Ama biz Türkiye'de böyle yaşamaya alıştık. Erdoğan sürekli rakiplerini şeytanlaştırarak, toplumu bunun üzerinden kutuplaştırarak hedef göstererek siyaset yapan birisi. Geçmişte, şimdi çok iyi ilişkiler içinde olduğu Sayın Bahçeli ile birbirlerine çok ağır hakaretler, birbirlerine miting meydanlarında idam ipi atacak kadar ya da birbirlerine çok ağır sözler, hakaretler edecek kadar gergindiler. Ama siyasetin bu sertleşmesine eğer biz teslim olacak olursak, geri adım atacak olursak, onlar amacına ulaşır. Onların tüm tehditlerine rağmen biz büyük bir cesaretle toplumun önünde olmak durumundayız. O yüzden alışık olmadığımız bir durum değil ama tabii mezar falan... Bunlar siyasetin dili değil, yani doğru bir şey değil bunlar. Hepimizin aileleri var, yaşlı annelerimiz var, babalarımız var, kardeşlerimiz, küçük çocuklarımız var. Bu tabii bir siyasetçi rakibini alt edemeyince ona bütün toplumun önünde 'senin de mezarını kazarlar' diyecek noktaya geldiyse benim buna verecek bir cevabım yok artık. Ama kendi adıma korkmuyorum. Bizi sevenler ve üzülenler adına üzülüyorum.
Avrupa'nın, AB'nin tepkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
SUSANLARA TEPKİ
İlk günlerde mutlak bir sessizlik vardı. Tabii bu konunun bahsinin yolsuzluk olması, Avrupa Birliği'nin bu konulardaki haklı hassasiyeti, temiz, şeffaf yönetim ilkelerine bağlılığı meseleyi biraz anlamaya çalıştılar diye düşünüyorum. Ama mesela dün Macron'un (Fransa Cumhurbaşkanı) açıklaması, Olaf Scholz'un (Almanya Başbakanı) partisi SPD ile bugün sabah bir Zoom toplantısı yaptık; Lars Kingsbeil'le (SPD Eş Genel Başkanı), sevgili Lars ile. Dün Bundestag'ın (Almanya Parlamentosu) önünde SPD grubunun yapmış olduğu açıklama, birazdan bu salonda Avrupa Sosyalist Partisi'ni, yani Avrupa'daki sol ve sosyal demokrat partilerin çatı örgütünü, başkanını ve heyetini kabul edeceğiz. Sosyalist Enternasyonel'in yaklaşımları son derece kıymetli, ama dünyanın otokratları ve dünyanın otoriter popülist liderleri birbirinden öğrenmeye ve birbirini desteklemeye devam ediyorlar. Erdoğan'ın arkadaşı Orban olunca, Mudi, olunca, Putin olunca şimdi yeni yeni tabii geçmişte çok ağır sözler kendisine söylese de Trump olunca... Artık Trump'ın hatırına İsrail ile de iyi olunca falan dünyanın demokratlarının karşısında bir dünyanın otokratlarının desteklediği bir kötücül akıl var. Buna karşı dünyadan demokratik bir dayanışma beklenmek de bizim hakkımız. Biz Türkiye'yi bir yere şikayet ediyor değiliz. Biz Türkiye'de 31 Mart seçimlerini Avrupa'nın desteğiyle kazanmadık. Ama Erdoğan bir önceki seçimlerde Türkiye'nin Rusya'ya olan doğal gaz borcunu bir yıl erteleterek ve faturalarda büyük indirimler yaparak seçimde çok önemli bir katkı buldu. Ya da Avrupa'nın liderleriyle yalandan kavgalara tutuştu. 'Ey Merkel' dedi. Merkel'le kavga etti, içeride önemli bir destek buldu. Merkel'le sığınmacı anlaşması yaptı. Görünürde 6 milyar euro ama aşağıda antidemokratik uygulamalara sessiz kalma, bunların hepsi gerçek. Biz destekler için çok teşekkür ediyoruz. Susanlar için de şunu söylüyorum. Aliye İzzetbegoviç demişti ki, 'Her şey olup bittikten sonra düşmanlarımızın söylediği kötü sözleri değil, dostlarımızın sessizliğini hatırlayacağız' diye bunu hatırlatıyorum.
Cezaevinde, gözaltında ya da tutuklu olan gençlerin işkence bildirimleri var. Buna yönelik bir çalışmanız var mı?
"İMAMOĞLU KAÇMAZ"
Hem polislere hem gardiyanlara şöyle seslenmek isterim, rejim o gençleri kriminal, o gençleri marjinal, o gençleri, tırnak içinde, vatan haini gibi göstermeye çalışabilir. Her birisi pırıl pırıl, Türkiye'nin geleceği, umudu olan gençler, zaten tanıdıklarında da kendi evlatlarından farklı olmadıklarını veya kendi gençliklerinden farklı olmadıklarını görecekler. Ben ne polisin ne gardiyanların bu talimatlara, bu kanunsuz emirlere uyup kötü bir muamele yapacaklarına inanmak istemem. Konuyu çok yakından takip ediyoruz. Bu kanunsuz emirleri verenler mutlaka cezasını çekecek ama kanunsuz emre uymak da suçtur. Kötü muamele bir insanlık suçudur. Bunun peşini bırakmayız. Buradan bir kez daha uyarıyorum. Ayrıca da Mahir Polat'ın (Kent Uzlaşısı soruşturması kapsamında tutuklanan İBB Genel Sekreter Yardımcısı) bir an önce tutuksuz yargılanması lazım. Bütün arkadaşlarımızın tutuksuz yargılanmaları lazım. Bu tutukluluk tedbiri Mussoli'nin ön infaz yönteminden başka bir şey değildir. Yoksa Ekrem İmamoğlu'nu bıraksan kaçar mı? Ekrem İmamoğlu kaçacak olsa buna en çok Tayyip Erdoğan memnun olur. Çünkü rakibi kaçmış olur. Ekrem İmamoğlu kaçmaz, Tayyip Erdoğan'ı seçim sandığına kadar kovalar.
Son olarak boykot çağrısı yerini buldu mu?
BOYKOT ÇAĞRISI
Evet. Google Maps'ten yoğunluk haritalarından boykot ettiğimiz yerlerde yoğunluğun çok azaldığını görüyoruz, takip ediyoruz. Bizim boykot çağrımız ideolojik bir çağrı değil. Gerçi meydanda gençler üniversitelerindeki küçük küçük işletmeleri ortadan kaldırıp oraya kendini yerleştiren, iktidara yakın bir zinciri protesto etmemizi özellikle gençler istedi ve yine geçmişte iktidara çok finans sağlamış bir gıda şirketini, ama bu ikisi gençlerin talebiyle yükselen, bu Ülker'in adı geçmişti ve Espressolab'ın ama onun dışındakilerin hepsi bizi ekranına taşıyan gazetelere bir şey yapmıyoruz, televizyonlarına. Ama bizim direnişimizi görmeyenlerin ekonomik kuruluşlarını hedef alıyoruz. Bu da ciddi şekilde sonuç getiriyor, getirmeye de devam edecek. Biz de devam edeceğiz. Boykotvar.net sitemize erişim engeli gelmişti, şimdi erişime açıldı, oradan takip edilebilir. Yarınki mitingde de bakacağız. Canlı yayınlamayan kanallar olursa, bizi görmeyen, o kalabalığı görmeyenler olursa, o görmeyenlerin hangi firmaları varmış, örneğin hangi lokantaları varmış, hangi araçları satıyorlarmış? Onlara kart çıkartıp vatandaşımıza göstereceğiz."